27 Mart 2012 Salı

4+4+4 HER ŞEYE ÇÖZÜM DEĞİL
Güney Kore yolunda gündemi değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4+4+4 sistemi ile dershanelerin kapanacağını söyledi. 4+4+4 sistemi sonrası dershaneler 6 aşamada bitecek. İşte 6 aşamada dershaneleri bitirme formülü...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Seul yolunda "Dershaneler kapanacak" diyerek duyurduğu yeni eğitim sistemi, 4+4+4 modeli ile gerçekleşecek. Eğitimde verilecek 6 kararla dershaneye ve sınava ihtiyaç ortadan kalkacak.
4+4+4 sisteminde sonra beklenen gelişmeler şu şekilde: Liseler ve üniversiteler kalitede eşitlenecek, lisede olgunluk sınavı olacak, özel okullar ve mesleki eğitim teşvik edilecek, üniversite sınavı randevuyla yapılacak. Eğitimde verilecek 6 radikal kararla dershaneye ve sınava ihtiyaç ortadan kalkacak. Yeni modelde dershaneler yasaklanmayacak ancak öğrencileri seçen ve eleyen sistem ortadan kalkacağı için dershaneye ihtiyaç da kalmayacak. Dershaneciliği bitirecek ya da özel okul sahipliğine yöneltecek 6 kriter belirlendi. 
Bence eğitime getirilen her uygulama sonucunun değerlendirilmesi için uzun zaman istiyor.Öyle bir iki yıl değil de bir on on beş yıldan bahsediyorum.Çünkü ortada yeni neslin gelişimi mevzubahis.Ama günümüzde hiç de böyle yapılmıyor.her başa gelen kafasına göre yeni bir yasa yeni bir sistem getiriyor.
4+4+4 eğitim sistemi de bunlardan sadece biri.Lisenin zorunlu hale gelmesi iyi güzel de bu şekilde parçalanması hiç hoş görünmüyor.ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin kabul etmeseler de önü kapanıyor.Sınıf öğretmenlerind emüthiş bir yığılma olacak.branş öğretmenleri çok düşük puanlarla ünüversitelere gelip düşük puanlarla yerleşirken okul önceci ve sınıfçılar 400 üstü puanlarla gelip kpss nin kahrını çekecekler.Hak reva mi bu yapılan bilmiyorum..Bunun hesabını kimler verecek acaba? 
4+4+4 getireceklerine bence önce gerçekten kapasiteli olup okumak isteyen fakat maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamayan gençlere el uzatılsın.Bu ş şekilde eğitimin ve sosyal düzeyimizin daha çağdaş duruma çıkacağına inanıyorum kendi adıma!!!
Yayınevi : Altın Kitaplar

Basım Yılı : 2004

Sayfa Sayısı : 576

Çok eski gizli bir kardeşlik örgütü. Dünyayı yok edecek ölümcül yeni bir silah, akıl almaz bir hedef.

Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.

Brown bu romanda tıpkı bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top fırlatıp hiçbirini yere düşürmeden okuyucuyu inanılmaz bir gerileme sürüklüyor.

Macera yaşamak isteyen ve gerilimi seven herkes okuyabilir bu kitabı.çok güzel ve çok gizemli bir roman..Pişman olmayacağınızdan eminim.illuminatiyi, aşkı, korkuyu ve papalığı çok güzel anlatıyor ve oynanan oyunları tek tek çözüme kavuşturuyor..Okudum hatta filmine de gittim herkese de tavsiye ederim...

21 Mart 2012 Çarşamba

Tarihçe [değiştir]

Voleybol ABD’li William Morgan tarafından 1895'te ABD'de bulundu. [1] Türkiye’ye girişi ise Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen Mütareke günlerinde oldu. [2] Voleybol federasyonunun kuruluş tarihi 1958’dir. Daha önceleri «Spor Oyunları Federasyonu» adı altında basketbol ve hentbolile birlikte yönetiliyordu. İlk voleybol federasyonu başkanı Vahit Çolakoğlu'dur. [3]
Türk milli takımı ilk uluslararası karşılaşmasını 1957’de “Uluslararası İstanbul Turnuvası”nda Dr. Ayten Salih (Takım Kaptanı), Nazmiye Kor, Güneş Çapa, Seta Yağcıoğlu, Ayda Caner, Seda Acudoğulu, Ümran Okay, Siray Arca (Özgüden), Fatma Egenen, Gülçin Eroğlu, Tomris Göksan, Nezin Mutibaş’tan oluşan kadrosu ile Romanya'ya karşı oynamıştır. İlk galibiyetini ise 22 Temmuz 1961'de Batı Almanya’ya karşı 3-2'lik skorla elde etmiştir. [4]
Türk milli takımının 2003 yılına kadar kayda değer herhangi bir uluslararası başarısı yoktur. Hiçbir olimpiyata katılamamıştır. Dünya şampiyonasına bir kez 2006 yılında katılıp onuncu sırayı alabilmiştir. Dünya kupasına bir defa 2003 yılında katılmış ve yedinci olmuştur. World Grand Prix’ye 2008 yılında katılmış ve yedinci sırayı almıştır. Türk milli takımının en fazla katıldığı şampiyona, Avrupa Şampiyonası’dır. Türkiye Avrupa şampiyonalarına dokuz defa katılmış ve 2003 yılında Ankara’da düzenlenen şampiyonada final oynamıştır. Bu Türk voleybol tarihinin en büyük başarısıdır.
Türk milli takımı ilk kez 1963 yılında Romanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’na katılmıştır. Burada üç maçını kazanıp üç maçını kaybeden Türkiye, on üç takım arasında onuncu sırayı almıştır. Bir sonraki şampiyona 1967 yılında Türkiye’de düzenlenmiş ve Türkiye üç galibiyet ve beş yenilgiyle on beş takım arasında on ikinci sırayı almıştır. Türkiye kadın milli voleybol takımı daha sonra ancak 1981 yılında yeniden Avrupa şampiyonasına katılma şansını yakalayabilmiştir. Bulgaristan’da yapılan bu şampiyonada tüm maçlarını kaybeden ve sadece tek set alabilen kadın voleybol takımı on iki ülke arasında sonuncu olmuştur. 1989 yılında Batı Almanya’da yapılan şampiyonaya katılan Türkiye kadın milli voleybol takımı, oynadığı yedi maçtan sadece Finlandiya ile oynadığı iki maçı kazanarak on iki takım arasında on birinci sırayı almıştır. Hollanda’da yapılan 1995 Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda Türkiye tüm maçlarını kaybedince on iki takım arasında averajla sonuncu sırada kaldı.
2003 Avrupa Voleybol Şampiyonası, 36 yıl sonra Türkiye’de yapılan ikinci şampiyonaydı. Türkiye Ankara’da oynadığı Romanya, Sırbistan-Karadağ, Rusya ve Slovakya maçlarını 3-0’lık skorlarla kazanıp Almanya’ya 3-2 yenilince, grubunu ikinci sırada tamamladı ve yarı finale yükseldi.[5] Yarı finalde Hollanda’yı 3-0 mağlup ederek finale çıktı.[6] Finalde Polonya’ya 3-0 yenilen Türk milli takımı Avrupa ikincisi oldu. Böylece tarihinin en büyük başarısını yakalayan bu kadro Türk voleybol tarihine geçti.[7]
2003 Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda Türk milli takımının kadrosunda şu voleybolcular bulunuyordu : Bahar Mert, Esra Gümüş, Sinem Akap, Özlem Özçelik, Aysun Özbek, Natalia Hanikoğlu, Mesude Kuyan, Pelin Çelik, Çiğdem Can Rasna, Gülden Kayalar, Seda Tokatlıoğlu ve Neslihan Demir Darnel. Türkiye'nin antrenörlüğünü Halil Reşat Yazıcıoğulları yapmaktaydı.
2009 Avrupa Şampiyonası Türkiye-Fransa maçı
2005 yılında Türk milli takımı ilk kez eleme oynamadan Avrupa şampiyonasına katıldı. Hırvatistan’da yapılan bu şampiyonada üç galibiyet, dört yenilgi alarak on iki takım arasında altıncı sıraya yerleşti. Sonraki şampiyona 2007 yılında Belçika ve Lüksemburg’da yapıldı. Bu şampiyonaya da eleme maçları yapmadan katılan Türkiye, iki galibiyet ve dört yenilgi aldı ve on altı takım arasında onuncu olabildi.
Türk Milli Takımı 2009 Avrupa Şampiyonası’na katılabilmek için 2001’den sonra yeniden eleme maçları oynamak zorunda kaldı. F Grubunda İsrail, Yunanistan ve Karadağ ile eşleşen milli takım,Netaniya ve Giannitsa’da yapılan maçlar sonucunda tek yenilgi, beş galibiyet ve on bir puanla grubunu ilk sırada bitirdi ve şampiyonaya katılmaya hak kazandı.[8] Polonya’da yapılan 2009 Avrupa Şampiyonası’nda İtalya, Almanya ve Fransa ile birlikte B grubunda yer alan milli takım, Fransa maçını 3-0[9] kazandıktan sonra İtalya maçını 3-0,[10] Almanya maçını 3-2[11] kaybedince grubunda üçüncü olarak ikinci tur gruplarına yükseldi.[12] F Grubunda yer alan Türkiye, D grubundan gelen Sırbistan’ı 3-1,[13] Azerbaycan’ı 3-1[14] ve Çek Cumhuriyeti’ni 3-0[15] yenerek grubunda üçüncü sırayı aldı ancak yarı finale yükselme şansını kaybetti.[16] Yarı finale yükselemeyen takımlar arasında sırasıyla puan, set ve sayı averajına bakılarak yapılan sıralamada Türk milli takımı beşinci oldu. Böylece 2003 Avrupa Şampiyonası’ndan sonra en dereceyi elde etti.
2010 yılında Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonasında, Milli Takımımız Dünya 6.sı olup, tarihindeki en büyük derecelerinden bir tanesini gerçekleştirmiştir.

Ben Voleybol Ve Beşiktaş

Selam...Ben bu blokta ne olursa olsun hep arkasında olduğum  BEŞİKTAŞ' tan, en sevdiğim ve asla vazgeçemediğim VOLEYBOLDAN ve büyük bir zevkle okuduğum kitaplardan bahsedeceğim...Bu bloğun tüm kullanım hakkı bana aittir.İlginize sunarım...